lafmacun org un cok sikici olmasi

an itibariyle tüm bedenimi, ruhumu ve en küçük olanından en büyük olanına kadar tüm hücrelerimi sarıp sarmalamış ve bendenizi kasvetli bir içsel buğrana sürükleyip canımın keyfini iyiden iyiye kaçırıp şu cumartesi sabahımın içine etmiş gerçekliktir.

ne öyle efenim, in cin top oynamakta sözlükte. sözlüğün rengi zaten iç karartıcı birde şu tenhalın neredeyse mezarlıktan farksız bir mekana büründürmesi burayı artık iyiden iyiye keyif kaçırmaya başladı haberiniz ola.

nerede o eski lafmacun un yüzler ile ifade edilen online olan yazarlarıyla dolup taştığı günler ? sanırım geriye çok hızlı bir gidiş var. tehlike çanları çalmakta. sorun o çanları üstüne alan hiçbir kimseciğin çıkıp bir şeyler yapmaması.

yazık olacak gibime geliyor bu gidişle sözlüğe, yazık !

kocasi dovmuyor diye dava acan kadin

iran da yaşamakta olup belli ki beyni din ile yıkandığı için bilinç yitimine uğrayıp kendisine ataerkil düzen ile inanç sisteminin biçtiği rolün bir gereği olarak şiddeti kanıksamışlığında verdiği uyuşmuşluk hali içerisinde duyanın küçük dilini yutmasına sebebiyet verecek bir neden ile gündeme gelip kocaman bir oha çekişe neden olmuş kadındır.

bu iranlı kadın eşinin dayak atmamasından şikayetçiymiş. kendisine insan gibi davranıyormuş eşi. şaşırmış tabi ki kadıncağız. neticede müslümanlıkta kadına insan gibi davranma geleneği yok. hayvan yerine konulup tabiri caiz ise sırtından sopa karnından sıpa eksik edilmez. bundan haberdar olup yaşadığı toplumda kadının itilip kakıldığını sövülüp ötekileştirildiğini gören, bilen ama kendi eşi tarafından insan yerine konulmanın belli ki bir şaşkınlığı içinde bu kadın. alışık olmadığı bir durum var onun açısından bakıldığında.

bu örnek aslında müslüman toplumlardaki kadının halinin içler acısı durumuna çok ironik ve de karikatürize edilmiş bir ışık tutar niteliktedir. düşünsenize dayak atılmadığı için, sövülüp itilmediği için, kendisine kötü davranılmadığı için şikayetçi olan bir insan var. ezberi bozulmuş kadının bu apaçık ortada. islamda kadının yok sayılıp bu yok sayılış doğrultusunda kötü muamelelere tabi tutulduğundan öyle veya böyle haberdar olmuş demek ki.

kadına böyle bir değersizlik biçilmesinin bir değer veriş olduğu sanrısına kapıldığı için bu kadın, eşinin ona sevecen yaklaşımlarını bir sevgisizlik ve değer vermezlik göstergesi bellemiş. müslüman kadınların yaşadığı genel ve özel travmalardan apayrı bir travma yaşadığı gün gibi ortadadır efenim, bu kadının.

link verelim tam olsun:

http://www.radikal.com.tr/...2.05.2010&categoryıd=81

esnerken agza yarak girmesi

toplu veya ikili sevişmeler esnasında deliler gibi veya usulca sevişen çiftlerden birisinin bir an için kendisine hakim olamayıp esnemesi esnasında, o anki sevişmenin şiddetini arttırmış bir şekilde sürüp gidişi sırasında er kişisinin veya kişilerin gelişi güzel savurdukları penislerden büyük bir olasılıkla birisinin yanlışlıkla ağza kaçması veya girmesi durumudur.

kaçan yarağın ebadına ve de kaçtığı ağzın genişliği ile derinliğine bağlı olarak ya, neticede ölümle sonuçlanacaktır ya da sevişme esnasındaki fantezilerden biri addedilip mutlu mesut olmaya yol verecektir, söz konusu görülmez kaza.

yapılan araştırmalara göre dünya genelinde sevişirken esneme esnasında ağza yarak kaçmasından dolayı ölüm oları yüzde 5 ler de imiş. bu oranın türkiye ye uyarlandığında bir anda yüzde 15 lere fırladığı görülmekte imiş. bunun sebebinin ise türkleri uykucu bir millet oluşları ve de türk erkeklerinin bamya pipili oluşlarıymış.

bamya pipiler kolaylıkla nefes borusuna girip nefes almayı engellemekteymiş. çok ince oluşları ve incecik nefes borusunu bu nedenle tıkayışlarından sebeple türk erkekleri ile seks yapar iken, isviçreli bilim adamları esnenmemesini tavsiye etmekteymişler. nede olsa bamya pipi o kadar ince imiş ki dişin kovuğuna bile girermiş, nefes borusuna kaçması ne ki imiş.

kuzey irak in kuzey kurdistan i isgal etmesi

türkiye nin kuzey ırak ı işgal etmesi ne kadar gerçekçi ve gerçekleşebilir ise o kadar gerçekçi ve gerçekleşebilir olup her şey tersine döndüğünde yani; nehirler tersine aktığında, güneş batıdan doğduğunda, insanlar ileri değil geriye doğru arkaları dönük yürümeye başladığında, yağmur gökten yere değil yerden göğe yağdığında vb. olma ihtimali imkansıza eş olan söz konusu olaylar vücut bulduğunda vücuda gelmesi söz konusu olabilecek eylemdir.

nasıl ? kulağa hiç inandırıcı gelmiyor değil mi ? tıpkı türkiye tarafından ırak ın kuzeyinin işgal edilecek olduğu iddiası gibi. rumuzun gibi eminim sözlükte ve reel de ise canım ülkemde böyle bir işgale alkışlar ile destek verip salya sümük kutlamalar yapacak milyon tane tanımlanamaz varlık vardır. içlerinde büyüyorum bunların ve etrafım bunlarla çevrili. sokaklarda bunlar var, iş yerimde bunlar var, otobüs minibüste bunlar var kısacası her yere yayılmışlar domuz gribi misali.

güney kürdistan( kuzey ırak ) da yaşayan halk, kabul etmeyenler olsa da kuzey kürdistan ( türkiye kürdistanı ) da yaşayan halktandır ve anadolu da yaşam süren biz türkler başta olmak üzere diğer halklar ile yüzyıllara uzanan bir kardeşlik, akrabalık, kan bağları vardır. hal böyle iken hangi aklı başında insan türkiye nin ırak kürdistanı na saldırıp orayı işgal etmesini savunur buna destek verir anlamak mümkün değildir.

nasıl ? kuzey ırak ın türkiye kürdistanı nı işgal edecek olmasına dönük söylem birilerinde rahatsızlık yaratmış ise aynı şekilde, türkiye nin güney kürdistan ı işgal etmesine dair söylem de aynı rahatsızlığı yaratmıştır, yaratacaktır. yaratmaması mümkün müdür ? elbette değildir.

bundan sebeple şunu demek farzdır; başkalarının sana yapmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapmak istememelisin. bu söz birilerinin kulağına küpe olmalıdır. o birileri kendilerini çok iyi bilmektedirler. ucuz faşistlik, şovenlik, milliyetçilik ayağına yatmamalıdır o birileri aksi taktirde yatacak yer bulamazlar benden söylemesi !!!

ihl sozluk un diger sozluklere cihad ilan etmesi

an itibari ile uludağ sözlük te başlamış olan eylemdir. 6 ıncı nesil yazarlarının ağırlıklı olarak dinci, yobaz, bağnaz yaşam formlarından oluşmasıyla söz konusu cihad için ilk start uludağ sözlük ten başlatılmıştır.

ihl sozluk erkeklerinin cirkin sisko abazan olmasi

ihl sözlük ün bir kısım yazarının düzenlediği bir zirveye ev sahipliği yapan mekana gidip bunlar nedir ne değildir görüp şöyle bir boylarının ölçüsünü almak amacında olan şahsıma ait gözler ile görülmüş görünümler neticesinde şahsımı şok eden, her biri birbirinden göbekli ve birbirinden çirkin ve de dini bütün olduklarını kıçlarını yırtarcasına bas bas bağırmalarına rağmen mekandaki zirve ile alakası olmayan diğer müşterilerden kadın olanlarına sanki ilk kez kadın görmüşler gibi yercesine bakmalarıyla birlikte, birbirinden abazan oldukları gerçeğiyle bir anlamda ihl sözlük teki yazar ama özellikle de erkek yazarların profillerine dair kimi ipuçlarını sunar nitelikte olan, hiçbir şeyin öyle gazetelerde veya televizyonlarda yapılan ihl sözlük reklamlarındaki anlatılanlar gibi olmadığını ve gerçeklerin ustaca üstünün kapatıldığının bir anlamda ortaya çıkartılmasını sağlayıp ihl sözlük erkeklerinin taktıkları maskelerinin ardındaki gerçek yüzlerinin aslında nasıl olduğunu ortaya koyan acı gerçekliktir.

hz muhammed i sevmemek

hz muhammed i sevmek nasıl ki doğal ise birileri için ki, birileri içinse varlığıyla yokluğu bilinmediğinden garip kaçsa bile bu birileri saygı duyar diğerlerine, sevmemek eylemi söz konusu olduğunda ne yazık ki sevenleri tarafından sevmeyenlerine düşman gözüyle bakılmasıyla birlikte sevenleri ve de sevmeyenleri arasındaki farklılıkları hazmediş farkını da ortaya koyar nitelikte olan, görmediklerine ve duymadıklarına ve de dokunamadıklarına sorgusuz sualsiz itaat etmeyi kabul etmiş islam dinince fethedilmiş bünyeler için olmaz ise olmaz olup islam dini üyesi olmanın birinci şartı olarak muhammed sevgisi şart koşulmuş iken, es kaza sevmeyeni çıkar ise hakkında ölüm fermanları gibi müslümanların dinsel geri kalmışlığını yansıtan barbarca bir alışkanlığa tekabül eder çağrıların ardı ardına yapılmasıyla birlikte, müslüman olsun olmasın tüm insanlar için şart koşularak bir yerden sonra dayatılma özelliği sergiler olmaktan ne yazık ki kurtulamamış ya da kurtulamayacak veyahut da kurtulamayan hz muhammed i sevmek halinin tersi olup, bireylerin özgür iradelerince şekillenecek de olan bir durumuna tekabül eden sevmeme halidir.

body building salonundaki koca gotlu kizlar

vücutlarının alt bölümündeki kalça kısmı olarak da adlandırılan göt uzuvlarında yiyip içip sonrada sıçmayıp da yan gelip yatmaktan dolayı birikmiş yağ tabakasını insan üstü bir çabayla eritmek amacıyla bana mısın demeden koşu bandında ter akıtıp bisiklet çevirerek ayılıp bayılan,

arkalarında kocaman bir çıkıntı oluşturup salondaki diğer insanların hareket özgürlüğünü sınırlayan koca götlerine aldırmaksızın, gorilimsi biçimlerine rağmen bakışlarıyla etraftaki özellikle erkekleri "abazansınız oğlum" der edasıyla süzüp çıtır kızları alttan alta kıskanmanın vermiş olduğu ortadan ikiye yarılma ruh halinden sebeple yer bakışlar atmak suretiyle taciz etmekten geri durmayan,

nelerine ki götlerine belli ki güvenip daracık şortlar giyerek insanın içindeki kadın sevgisini bir anda nefrete evirecek denli bu dünyadan olmayan varlıklar olup olmadıkları hususunda şüphelerin alıp başını gitmiş olduğu,

götleriyle dağ devirme konusunda bir hayli iddialı olmalarına rağmen ne yazık ki gözlemler doğrultusunda sahip oldukları götlerini spor yollu devirip eritmek ve bitirmek hususunda hiçbir umut ışığının görülmemesinden mütevellit acımaktan başka elden bir şey gelmeyen,

az biraz irade sahibi olmuş olsalar hem koca götlü olmayıp hem de başarısızlığa mahkum olduklarını bile bile dünyanın parasını verip götlerinden kurtulmak için paralarıyla kendilerine işkence çektirmek durumunda kalmayacakları ortada iken, bu gerçeklerden olabildiğinde kaçma yoluna düşmüş olan,

body salonunun ortasında ipini koparmış tosuncuklar misali bir oradan bir buraya sürüler halinde göçerler iken diğer insanların ezilme tehlikesiyle karşılaşmalarına neden olup can güvenliklerini tehlikeye sokar bir hale gelmiş kızlardır.

adi sumeyye olanlarin dini esaret altinda olmasi

kendilerini yarattığına inandıklarının bir takdiri midir bilinmez nerede bir sümeyye adında kadın veya genç kıza rastlanılacak olur ise suretinde asılı kalmış donukluktan ve gözbebeklerinin sonbaharda solan yapraklar misali solgun ve cansız ve de ışıksız kalmış olmasından hareket ile ve bir de, benlikleri üzerine sis olup çökmüş dinin beraberinde sonsuz bir karanlığı getirip belki de o benliği sarmalayıp saracak aydınlığı kaçırmasıyla birlikte umutsuzluk denizine düşüp inanç sistemi adındaki yılana sarılmayla birlikte daha bir görülür kılınan, kaderleri midir bilinemez sümeyye ismine yüklenmiş dini anlamlılıktan ve bu anlamın dini bütün bünyelerce var ettikleri kız çocuklarına reva görülmesiyle birlikte geleceklerinin onlardan habersiz dine ipoteklenmesiyle birlikte ve her dinsellik ile yoğrulmuş ailenin içinde gözlerini dünyaya açmış kız çocuklarının o kaçınılmaz son ile yani türban denen kadının hayattan tecrit etme kılıfıyla kuşatılacağından hareketle söz konusu esaret halinin sebebine dair gerçeklerin suretlerde tokat misali çarpmasıyla yürekleri kanatır olan, bedensel ve beyinsel ve de benliksel özgürlüklerini türban denen dinin esir aldığı insanlara bir dayatması olan urgana boyun eğmiş adı sümeyye olan kadınların içine düştükleri ya da düşürüldükleri çaresizliğin acı verir bir gerçekliğidir.

oruc tutan muslumanin mazosist olma ihtimali

dünya genelinde milyarları bulan uygulayıcılarınca gerçekleştirilen dini bir ritüel olan oruç tutma eyleminin temelde bireylerin kendilerini saatlerce aç bırakıp bunu bir ay boyunca sürdürme yollu bir bakıma bedenlerine eziyet edip kendilerine işkence etmelerinden yola çıkılarak, insanın kendi kendisine acı verip bundan zevk alması ve bunu bir bağımlılık haline dönüştürmesiyle ortaya çıkan sapkınlık hallerinden birisi olan mazoşizm ile mazoşist olma halinin söz konusu dini ritüelde can bulup uygulayıcılarınca vücuda getirildiğinden hareket edildiği taktirde yüzde yüz bir karşılıkla doğrulanacak olan ihtimaldir.

şimdi insan durup düşünmekte. bir insan nasıl olurda kendisini saatlerce aç susuz bırakır. bunu uzun bir süreye yayıp sonrada karşılığında inanç sistemine dahil olduğu dinin ödül olarak sunacağını beyan ettiğinin aslında var olup olmadığını dahi bilmeden ki, var olsa bile bu insanın kendisini aç susuz bırakma karşılığında verilmesini doğru kılmaz, bir bilinmezliğe dayandırılan inanışlardan birisi olan oruç tutma eylemine bedenini tabi tutmak aklın ve mantığın alamayacağı bir garbage durumdur.

oruç tutanlar bilirler ki insanın açlığa hele ki susuzluğa kendisini mahkum etmesi ve buna dayanmaya çalışması zordur. hele ki yaza denk gelmişse bu tam bir zulüm olur. zaten bir din ki, din olgusu başlı başına anlamsızdır ya neyse, nasıl olurda inananlarından kendilerini aç bırakmalarını ister ve bunu dinin bir gereği olarak ifade eder anlaşılır gibi değildir. din işte böyle anlaşılmaz sanrılar ile örülmüş olup huzur ve mutluluktan öte acı ve eziyet doğurmuş, sunmuştur kandırdığı milyarlara.

müslümanlar nasıl razı olmuştur oruç eziyetine diye soracak olursanız bunun cevabını islamın nasıl yayıldığında ve hangi kavramlar üzerine inşa edildiğinde kavramlarda bulmak oldukça kolaydır. kılıçla yayılmış ve yayanlar ile yayılanların türlü acılar var edip çekmesinden doğmuş olması gerçekten olaya ışık tutacak niteliktedir. ya kavramlar. onlar ki her daim köle kıldıklarının sorgusuz itaatine hükmetmiştir. din ne buyurmuş ise onu yapmakla yükümlü kılınmanın esas alınmasıyla birlikte ortaya mantık çizgisinden savrulan tasarruflar, inanışlar çıkmıştır. din için ama özünde o dinin var edicisi addedilen şey için insan öldürmek ve de ölmek şartı getirilmiştir ki, müslümanların mazoşist eğilimlerinin yanında bir de cinayet işlemeye de meyilli oldukları gerçeği ortaya çıkmıştır.

sünnet olarak kendine ve kurban keserek öbür canlılara ve de din için insan öldürerek diğer insanlara acı çektiren müslümanlar için mazoşist eğilimli olduklarını söylersek yanlış söylemiş olmayız.

alegria

hani dağların kızı aze vardı ya, he işte onun gibi kocaman bir yüreğe sahip olan ve fikirlerinin ardındaki sağlam duruşu ile insanı kendisine hayran bırakan yazardır, kendileri.

duydum ki, bu diyardan almış başını gitmiş.

ah be deli kız, yüreği yiğit, gözleri güleç kız ! sen ne ettin böyle ? sevenlerini bırakmadın mı şimdi gözü yaşlı ?

ah be deli kız ! var mıydı öyle gitmek ? var mıydı meydanı ite kopuğa teslim etmek ?

ah be deli kız, yoksun şimdi sen ya, işte ben de yokum senin yokluğunda, ah be deli kız !

mustafa kemal ataturk u sevmeyen yazar

yüreğindeki atatürk sevgisizliğini her fırsatta açtığı başlıklar ve döşediği entryler ile sol çerçeveye kusan, bunu yapar iken şu an varlığını borçlu olduğu insanın kendisi için içinde yaşamış olduğu devleti var ettiğini ne yazık ki unutmuş olan veya unutmak isteyen, zihnine egemen olmuş atatürk düşmanlığını var edişleriyle diğer zihinlere empoze etmek isteyen ve bunu yüzü kızarmadan yapan, yaptıktan sonra da en ufak pişmanlık duymayan vefasızlığın pençesinde ve de belli ki, karanlığın hakimiyetinde çürüyüp yok olması işten bile olmayan yazardır.

böyleleri her sözlükte mevcuttur. reel hayatımızda yaşamlarımıza sirayet etmiş olmaları yetmeyip bu sefer de sanal dünyada benzer bir durumu bize yaşatmaktadırlar. neden mustafa kemal atatürk ü sevmediklerini belki de kendileri de bilmemektedir. içine doğdukları ailenin öyle yetiştirmesi sebepli en asil duygunun insanlarından birisine karşı sevgisizlik savurmaktadırlar. yazıktır onlara, acımak ve sevgi sunmak gerekecektir, sevgisizlik ile donup kalmış yüreklerine. aslında gereken gerçekleri anlatmaktır. atatürk ü anlatmak, onun nasıl bir insan olduğunu ve neleri yapıp da, bizim bugün bu denli kısmi bir özgürlüğü yaşıyor olmamızdaki emeğini ortaya koymak, yapılması gereken ilk şey olacaktır.

mustafa kemal atatürk ü sevmeyen bir insan olsa olsa; inanç sisteminin kölesi olmuş, zihni dinsel karalıkla dolmuş ve gözleri gerçekleri görmez olup da, yüreği buzullardan da katı olmuş insandır. atatürk ün ne yaptığını herkes bilmektedir. türkiye cumhuriyeti ni, osmanlı gibi dinsel bir bataklığa dönmüş, çürümüş bir yapının içerisinden çekip çıkartmıştır. dinin insan üzerindeki hakimiyetine son vermiştir. işte bu nedenledir ki, dine köle olmak için yanıp tutuşanların nefretini kazanmıştır. bu yüzden atatürk ü sevmeyen yazar dinin etkisi altında olup da, geçmiş özlemiyle yanıp duran yazardır.

hoş, geçmiş artık mazide kaldığı ve bugünler artık atatürk türkiyesi nin olduğu için, yanıp tükenmekten gayrı bir kazanımı olmayacaktır. hatta en büyük kaybeden olacak ve atatürk sevgisinden nasiplenmemişliğin sonucunda için için çürüyecek ve nihayetinde toz olup da havaya karışacaktır.

mustafa kemal ataturk u seven insan

yaşadığı ülkenin dününü bilen ve bu dünün, bugüne bakıldığında ne denli boğuculuk arz eden bir atmosfere hakim olduğunu idrak etmiş olarak, söz konusu atmosferi var eden dinsel temelli geri kalmışlığın, çürümüşlüğün, zayıflığın ve de tutsaklığın üzerini bir bakıma; aydınlığa eş düşünceleriyle örterek güneş olup da söz konusu dinsel bataklığı kurutmuş olan mustafa kemal atatürk ü, şu an yaşadığımız cumhuriyeti var etmiş olup da, bizleri geçmişin nefessiz kılan atmosferinden kurtarıp bugünün nefes alıp vermemizi olur kılan laik, demokratik, çağdaş bir atmosfere kavuşturduğu gerçeğinin farkında olan ve bu gerçek ile her daim gururlanıp da korumak için yaşamaya duracak insandır.

bu insanlar her ne kadar var olsalar da, ne yazık ki bir o kadar da sevmeyen insanlar vardır. sevmeyenlerin bilinen sebepten ötürü kuyruk acıları mevcuttur. bu bilinen bir gerçektir. mustafa kemal atatürk onların batanlığını kurutmuş ve onlara insanca bir yaşam sunmuştur. böyle olduğu halde insanlıktan nasiplenmemişliğin bir neticesi olarak onu sevmiyor olanlar çıkmıştır. sevenler ise, onu karakteri için, duruşu için, düşüncelerindeki ilericilik, aydınlık, her tülü karanlığı yırtıp da yok etmeyi olur kılacak fikri için, kararlılığı için, en büyük eseri için ve tam bir halk adamı ve devrimcisi ve de önderi olduğu için sevmektedirler. bilmektedirler ki, mustafa kemal atatürk olmasaydı bugün söz konusu kurtuluş savaşı da olmayacaktır.

şimdi birileri kalkıp da demagoji yapma efendi diyeceklerdir ve hatta; "atatürk olmasaydı şöyle olurduk, böyle olurduk edebiyatı yapma" bile diyenler çıkacaktır. onlara benim tek diyeceğim şey acil şifa dileği olacaktır, o kadar. kabul edilmese de ve kimileri duymak istemese de ben üstüne basa basa bir kere daha söyleyeceğim ki; bugün atatürk olmasaydı evet şu an ki türkiye de olmayacaktır. dinsel bir körlükle yönetilmekte olmuş ve parçalara bölünmüş, tutsak bir yaşam sürüyor olacaktık. kurtuluş savaşından önceki durum bir düşünüldüğünde ve mustafa kemal atatürk önderliğindeki kurtuluş savaşının yapılmadığı hayal edildiğinde, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

söz konusu insan en asil duyguların insanıdır çünkü; sevdiği kişi olan mustafa kemal atatürk en asil insanlardan birisidir. mustafa kemal atatürk ü seven insan; onun düşüncelerini kendi düşünceleri kılan ve onun yolunu kendi yolu eyleyen insandır. bu insan, cumhuriyetin teminatıdır ve sinsi bir biçimde cumhuriyetimizi yok etmenin hesabını yapanların en korktuğu unsurların başında gelmektedir. ne mutludur ki bu insana, kendisini özgürleştiren ve yaşadığı ülkeyi bugünün modern cumhuriyeti kılan insana yürekten bir sevgi duymaktadır. onu anlamakta ve onun var edişlerindeki amacı idrak etmiştir. onu her seven insan bir nevi odur ve bu yüzdendir ki her daim; "mustafa kemal atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor", denilir, haklı olarak ve de büyük bir gururla.

fethullah gulen denilince aklina din somurusu gelen zihniyet

mustafa kemal atatürk denilince aklına sadece din düşmanlığı gelen zihniyetten hem, türkiye gerçeklerine dair bilgili olma bağlamında tutarlı ve neyin ne olduğunu biliyor olmanın vermiş olduğu ayırt etme yetisinin gelişmişliği babında alkışı hak eden hem de, gülen ve çevresinin niyetleri hususunda gözü açık olup da gülen cemaatince sahnelenmek istenen oyunun ne denli sinsilik içerdiğini ve o denli cumhuriyete kastedip de yerine, dinsel bir karanlığın koyulmak istendiği hususunda bilgi sahibi olup, akıl ve mantık yörüngesinden yol alıp da kendisini, dinsel hastalıklardan sakınmış ve inanç sisteminin kulu kölesi olmamış, örnek alınası zihniyettir.

fethullah gülen diyince kimsenin aklına elbette cumhuriyet, atatürk sevgisi, çağdaşlık, medeniyet, laiklik gelmeyecektir. çünkü kendisi bu sayılanlara kin bilemekte, fırsatını bulsa bir kaşık suda severek boğacak zihniyette bir yaşam formudur. böyle bir insan neyle özdeşleştirilecektir ? tabi ki "din sömürüsüyle". çokça televizyon ekranlarının ana haber bültenlerine yansımış, salya sümük bir halde ağlamaklı olup da, karşısına dizdiği insanların dinsel duygularını sömürür nitelikteki vaazlarını görmeyen ve duymayan ve de bilmeyen kalmamıştır. bundan sonrada insanların bu kişinin adı zikredildiğinde akıllarına "din sömürgecisi" ibaresinin gelmesi çok doğaldır.

söz konusu zihniyet yani; gülen denince aklına din sömürüsü gelen zihniyet sıkı sıkıya sarılası ve korunası zihniyettir. cumhuriyetin bugünü ve geleceği için sahip olunası zihniyettir. din bezirgancılarının meydanı boş bulup da gerek medyaları gerekse de, bugün türkiye nin başına üşüşmüş akbabaları aracılığıyla dinin karanlığının yayılmasına dönük faaliyetler içine girmesinin önünde set olacak zihniyettir de, söz konusu zihniyet. benim zihniyetimdir, senin ve bizlerin yani; cumhuriyeti sahiplenmiş ve atatürk ü yüreği ile beyninde yaşatmakta olanların zihniyetidir ve her daim var olacak olandır da. bundan kimsenin kuşkusu olmasındır.

ateistlerin olum doseginde kelime i sehadet getirmeleri

beyninin her bir kıvrımına dinsel körlüğün sirayet etmiş olduğu yaşam formlarının gece rüyalarını süsleyip de kendi kendilerine orgazm olmalarını sağlayan bir, deli saçması olup kusmuksal kıvamı yoğun olan gerçeklikle uzaktan yakından alakası bulunmayan iddiadır.

kişi kendinden bilir işi dememek için insan kendisini zor tutuyor ama hakikatten de böyle bir durum var sanırım. adı üzerinde tanrı/allah kişisi diye bir şeyin olmadığına inanmış, bunu sorgulamaları ile başarmış ve zihnini dinsel, bedenini ise inanç sisteminin zehirli etkisinden sakınmış bilinçli bir insanın hiçbir suretle inanmadığı bir şeyin yapılmasını zorunlu kıldığı bir tasarrufu yapması düşünülemez. düşünenler ise sade ve sadece kendilerini kandırırlar. her daim yaptıkları gibi.

bu iddiayı ortaya atan kişi ölüm döşeğindeki bir ateistin söz konusu şeyi getirdiğini bizzat duymuşta mı bu denli emin konuşmaktadır, merak konusudur. yok eğer böyle bir şey söz konusu değil ise o zaman bu kişi ya, etkisinde kaldığı dinden sebeple zihninde oluşmuş tahribat nedeniyle hayaller görmektedir ya da kendi yapacağı anlamsızlığı başkalarının da yaptığını ama özellikle düşman olarak gördüğü ateistlerinde yaptığını ifade ederek bir bakıma anlamlı kılmaya ve bu anlamsızlığı işaret eden bilinçli insanların üzerine dinsel çamur bulaştırmaya çalışmaktadır.

hoş beyhude çabalardır bunlar ve içine düşülen bataklığa hiçbir zaman, gerçeklerin farkında olan insanları çekemeyeceklerdir. belli ki bunu bilmemektedirler lakin, kısa zamanda öğrenecekleri kesindir.

<bkz: ukde doldurmak >

senin taptigin hz muhammed

genel anlamda dinin, yerel anlamda ise islamın boyunduruğu altına girmemiş ve islam dinini yaymak ile görevlendirilip de bunu, aslında insan beyninin yaratımı olan bir imge adına yaptığı yollu rivayetlerin havada uçuşması eşliğinde icraya girişmiş hz muhammed kişisiyle, onu var ettiği iddia edilen tanrı/allah kişisine inanmamış olan bir insanın, tüm bunlara inanmış ve bu inanış ile birlikte akıl ve mantık yolundan sapmış dine tutsak düşmüşlere karşı özellikle de, islam ile ilgili ya da ilintili konuşulan bir konuya ilişkin kuracağı cümlenin başına kondurması işten bile olmayan, karşıdaki insanın ya da insanların bir bakıma içine düşmüş oldukları dinen işgal edilmişlik halleri ile bedenen olup olmadığı bilinmezlik zırhı ile kaplanmış bir surete sorgusuz sualiz inanma ve hatta kul köle olma gerçeğini ortaya koyup da birilerinin suretine çalar manaya gelen ifadedir.

rabbime sordum tayyip i uzme dedi

adalet ve kalkınma partisi ( akp ) nin destekçisi olup da hem, recep tayyip erdoğan hoca hazretlerinin dini vurgularla bezenmiş olan söylemlerinin tesiri altında kalıp beyninde hasar meydana gelmiş hem de, dinin esiri olup da zihnini zifiri karanlığın istilasına teslim ederek bilincini yitirmiş bir insan evladının savurduğu,

akp nin din bezirgancılığında geldiği son noktayı ve de liderinin dini kullanarak insanların zihnine nüfus etme eylemselliğinin bir neticesi olarak akıl ve mantık yörüngesinden sapmışlık ekseninde zikredilen,

tanrı/allah olarak resmedilen ve insan beyninin bir ürünü olan sanrılarla kaplanmış hastalıklı düşüncelerin kurbanı olmak suretiyle, ruyet edilemeyen bir gaybe sual sorma ve söz konusu gaybe sırtını yaslayıp da, kendisine oy olarak geri dönmesi için yedi gün yirmi dört saat yalama yıkama faaliyetinde bulunmakta olan rte ye iman etme gibi düşünsel bir sapkınlık yörüngesinde kaybolmuş yaşam formunun ya da formlarının kusması işten bile olmayan, saçmalamada gelinen son nokta ürünü ifadedir.

<bkz: ukde doldurmak>

ukde vermenin dayanilmaz hafifligi

insanın içinde birikip de artık taşınmaz bir yük olup hayatı yaşanılmaz kılmış isteyip de yapılamayan ya da bir türlü söylenemeyen veya yapılsa ve söylense bile kişinin yapmak ve söylemek istediği biçimde gerçekleşmemiş olan bütün düşünceler veya duygular ile anlam kazanan her bir şeyin yazar kişiler tarafından ukde verilmek suretiyle bir anlamda, içten atılmasına ve böylece kaldırılamaz bir ağırlık olmaya yüz tutmuş keşkelerden kurtulmayla birlikte beliren veya hissedilen ya da tadılan, savrulan ukdeden kurtulma ile insanın içini kaplayan yükün ortadan kalmasıyla rahat bir nefes alma eşliğinde ortaya çıkan, hele ki içten atılan ukdenin doldurucusu çıkıp da ukdeyi doldurduğunda, o ukdeyi sırtından atanın bir anlamda keşkelerinin tercümanı olunmasıyla ve de ukdesine ortak olunmanın gerçekleşmesiyle birlikte, ukdecinin ayaklarını yerden kaldırıp onu mutlu mesut kılan hafifliktir.

<bkz: ukde doldurmak>

imkansiz asklar icin yaratilmis olan kadin

büyük bir tutku ile aşkın o büyüsüne kapılıp da için için aşka susamış olduğundan sebeple ve de aşk ile tüm bir benliğini bütünleştirdiği için olmaz denilen, imkansız addedilen, yasak kılınan, türlü duvarlar örülmek suretiyle oldurulmak istenmeyen lakin, söz konusu kadının aşka aşık olup da aşkın her halini arsızca, umarsızca, kaygısızca yaşamaya durmasıyla birlikte yaşanmasına ihtimal verilmeyen aşkları yaşamak için yaşama inatla tutunan, gerekir ise aşk için kendisini feda etmekten çekinmeyecek denli aşkın extreme biçimlerini en doruk noktasında yaşamaya kendisini adamış kadındır.

aşk dendi mi ya da aşık oldu mu, aşık olduğu kişinin taşıdığı tüm özellikleri hatta kötü manaya gelenleri bile umursamadan sade ve sadece kalbinin sesini dinler ve kalp atışlarının gösterdiği yoldan gider bu kadınlar. aşk bu olsa gerek efenim ve aşık kadın böyle bir şey sanırım. kültür farklılıklarını önemsemez, ekonomik farklılıkları önemsemez, düşünce bazlı farklılıkları önemsemez, köken bazlı farklılıkları önemsemez ve hatta, ailesi ile yaşadığı çevrenin hayırlarına kulağını tıkayıp, çamurdan bile olsa aşkı bulduğu bünyeye çevresindekilerin şaşkın bakışların altında iltica ediverir. böyle çılgınca aşık olurlar bu kadınlar.

imkansız kelimesine yaşamlarında yer yoktur, bu kadınların. elbette bazı aşklar gerek toplum ve gerekse de bireylerce hem kanunlar yoluyla hem de, gelenek ve görenekler ve de köle olunan dinlerin kullanılması neticesinde yasak kılınmıştır. burada asıl mesela aşkın gerçek anlamda yasaklanıp yasaklanamayacağıdır. söz konusu kadınlar işte burada belirginleşmektedir. kanunmuş, gelenek görenekmiş ya da dinmiş onları bağlamaz ve bedenleriyle bütünleşmiş olan aşkı, nereden ve kimde, nasıl ve ne zaman bulurlar ise, o buldukları aşkı var eden bedene kendi bedenlerini katıverirler. bu öyle bir hazdır ki ve öyle bir duygudur ki, imkansızı imkanlı kılmanın ve yasaklı aşklara yol almanın zevkini iliklerinde hisseder, bu kadınlar.

imkansız aşk ne demektir ? öyle ya bir aşk neden imkansız olsun ki ? bunun aslı, aşık olacak olan iki insanın taşıdıkları kendilerine özgü farklılıklarının birbiriyle çelişmesidir. bir zengin ile fakir aşkı, bir dine inanan ile inanmayanın aşkı, bir sağcı ile solcunun açkı, bir filistinli ile israillinin açkı, bir dinci ile laik bireyin aşkı, baba ile kızının veya anne ile oğlunun aşkı, bir evsiz ile evi olanın aşkı, evli bir insan ile bir başka evli insanın aşkı, iki erkek ya da kadının aşkı vb. örnekleri çoğaltılabilecek olan ve karşıtlık sergilemelerinden ya da normal addedilmemelerinden sebeple imkansız kılınan aşklar işte bunlardır. söz konusu kadınlar işte bu aşklardan birisinin belli ki tarafıdır. görüldüğü gibi olmaz denilen niteliktedir hepsi lakin, aşk bu efenim. bazen imkansızı imkanlı kılan bir büyüye sahiptir ve yürekten bağlı olanlar için, imkansız aşk diye bir şey söz konusu değildir.

edit: yazım hatası düzeltildi.

her basarili sozlugun arkasinda bir kadin vardir

her başarılı erkek ya da kadının arkasında bir kadın veya erkeğin olduğuna dair bireylerde oluşmuş kanaatin bir benzeri olup, sözlük yapılanmalarında benzeri bir durumun geçerliliğine dönük olarak özellikle de kadının en ufak ayrıntıları gören gözleri, her daim düzene veya tertibe olan bağlılığı, ruhen ve benliksel olarak sahip olduğu türlü duyarlılıkları ile ansızın belirmiş sorunlar karşısında etkili bir duruş sergiledikleri göz önüne alındığında ve dolaylı yoldan da olsa kadın eli değmiş her bir şeyin kabul edilmesi gerekir ki, erkek eli değmiş şeylerden daha bir göz alıcı, daha ihtişamlı, daha estetik, daha nitelikli, daha düzenli olduğu gerçeğinden hareketle ve de yönetimlerinde kadınların yer aldığı kimi sözlüklerin, yönetimlerinde kadınları barındırmayıp da ataerkil bir gerici yapılanma içerisinde varlık sürdüren yöneticilerin hükmettiği sözlüklerden özellikle de, nitelik bağlamında uzak ara mesafeyle önde olduğu göz önüne alındığında, doğruluğu kesinlik arz eden ifadedir.